Dünya’yı evrende bir mum olarak görmeliyiz ve bu mumun sönmemesi için elimizden geleni yapmalıyız dedi Elon Musk… Peki ya kapitalizm nasıl bir gelecek vaat ediyor ve çözüm ne olabilir ?
Farkında olmasak da bir iktisadi kültürün içerisinde yaşıyoruz, hayallerimizi sistem dahilinde kuruyor ve küresel pastadan pay almak adına elimizden geleni yapıyoruz. Artık yakın gelecekte sosyal anlamda birçok değişiklik olacak gibi gözüküyor. Yapay zeka iş anlayışını değiştiriyor ve bireysellik ön plana çıkıyor. Tüm bunların sonucunda acaba yeni oluşacak olan düzen, kapital sistemi değiştirebilir mi ya da güncelleyerek devam mı eder bunu çok uzak olmayan bir zaman aralığında göreceğiz. Asıl atlanmaması gereken nokta ise Bilim – Teknik işin içine girdiğinde hangi sistemin daha başarılı olduğu ve gelişen teknoloji sonucunda yeni oluşacak olan sosyal – ekonomik yapının teknolojiyi ne kadar destekleyeceği.
Çok kısa söz etmek gerekirse Doğu – Batı bloğu kutuplaşması kendini soğuk savaş döneminde, ekonomik harp görünümüne çevirmişti ve büyük rekabete dayanamayan Sovyetler çöktü, kapital blok savaşı kazanmış oldu. Sosyalist yapıyı incelediğimizde ise özellikle sanat alanında çok iyi sonuçlar elde edildiği ancak ekonomik fayda açısından kısır bir çıktı elde edildiği görüldü. Batı tarafı ise rekabeti destekleyerek ve bireyselliği ön plana çıkartarak daha doğrusu fırsatlar sunarak birçok açıdan sovyetleri geçmişti. Bilim – Teknik ve işlevsellik açısından galip Kapitalizm çıkmıştı. Dünya farklılaştı ve gelişen teknoloji – İletişim devrimi ( connecting people as fast as ) sadece 20 – 30 yıl içerisinde dahi sosyal yapıda değişikliklere yol açtı. Rejimlerin değişmesi gibi kültür değişti ve hızla değişmeye devam ediyor.
ARTIK NE REKABET NE BİREYSELLİK;
Yapay zeka fikrinin globalleşmesinden önce dahi otomasyonun ve bilgisayarların iş hadlerini düşürdüğü ve daha az insana ihtiyaç duyulduğundan dolayı ufak tefek etkiler doğurduğunu gözlemliyorduk ancak yeni iş alanlarının açılması en azından belli oranda istihdam yarattı ve sosyal hayattaki bazı değişikliklerle birlikte gelen bu otomasyonist sonuç bize en azından bir şeylerin değişebileceğinin canlı canlı kanıtıydı.
Yapay zeka geliştikçe ve öğrendikçe insana daha az ihtiyaç olacağı kesin keza bugüne kadar kas gücümüze ikame beynimiz vardı ve eşsiz beynimiz rekabet kabul etmiyordu. Yapay zekanın bir insanın beyni ile elde edeceği sonuçlardan daha fazlasını yapacağı kaçınılmaz olacak ve 2030 gibi kuantum bilgisayarlar hayatımıza girdiğinde ( eğer bir problem çıkmazsa ) artık yeni filozof zekalar en derinlerimize işleyecek. Şimdi ise KOCAMAN BİR FAKAT ! Demek istiyorum eğer devletler, sınırlamalar getirmezlerse insanlar bu yeni refah alanını talep edecek ( yapay zekanın velinimetlerini ) sonucunda da eğitimli olsak bile karşısında duramayacak ve rekabeti dahi nesnelere kaptıracağız.
KAPİTALİZM bugüne kadar bilim – tekniği, fayda çerçevesinde destekledi ve yine aynı KAPİTALİZM pragmatik ( faydacı ) çerçevede bilim – tekniği desteklemeye devam edecektir, sonucunda da insanlar artık et parçalarına dönene kadar bu durum devam eder. Hukuksal adımlar kaçınılmaz sonu erteleyebilir ancak sonsuza kadar götürmesi pek mümkün değil.
İŞTE TÜM BU BEKLENTİLER, TEKNO- Filozofların akıllarını kurcalarken, biyolojik zekanın gelişimi üzerine yeni çalışmaların başladığını ve yapay zekanın da bu çalışmalarda kullanıldığını görüyoruz. Nörolink girişimi Elon Musk tarafından kuruldu ve beyne yerleştirilen çip sayesinde elektronik aletleri kontrol edebileceğiz ve bu gelişme aşamasında ( insanlı deneyler başladı ). Günler geçtikçe ve kapital sistem sermaye akışı ile yatırım – getiri çerçevesinde bu alana yatırım yapmak isteyebilir. İnsanların ilgisini çeken bir teknoloji ve biyolojik olarak beynin sırlarını çözebilirsek ( yapay zeka ve gelişen kuantum sistemi bize yardımcı olabilir ) o zaman süper insanlara evrilmek tek kurtuluş yolu olabilir.
Yine de kapitalizme kurma bir sistem olarak değil de yarı doğal – yarı yapay olarak bakmalıyız, yapay olan kısmını hukukla birleştirdiğimizde sonuç olarak bilim – teknik açısından optimize bir sistem çıkar; doğal tarafı ise insanın en derin güdülerinden gelmektedir. Hiç kimse sonsuza kadar verici olamaz ve toplumsal ilişkiler dahi beli bir çıkar ve bireysel fayda çerçevesinde oluşmalı en nihayetinde bu çıkışa varırız. Elimizdeki en maksimize sistem bu ve Elon Musk’ın roketlerini uçuran, elektrikle giden arabaları ortaya çıkaran, Facebook’u yaratan ve küresel kültürü var eden. Bizi çabucak iyileştiren ya da belli bir tedavi döneminde iyi eden ilaçların birçoğu bu yarı yapay – yarı güdüsel sistemin sonucu. Yapay zeka ise yeni ilaçlar, yeni teknolojiler ve iyi bir gelecek vaat ediyor. Eğer daha iyi ve adil bir gelecek arzuluyorsak bu gelişime karşı çıkmamalı ve yarı doğal olan tarafımızla yine insan ırkının faydalarını düşünmeliyiz ya da kurduğumuz sistem bizim yerimize düşünür…
Dünya, evrende bir mum ve bu mumun sönmesine müsade etmemek insanın doğal algoritmasının bir parçası. Yine unutmayalım ki rekabet – hukuksal maksimizasyonlar ve bireysel çıkarlar doğrultusunda fırsatları değerlendirme yetenekleri kapitalizmin içerisinde olduğu için bugün insanlık mevcut teknolojik gelişmelerin tadına bakıyoruz ve yine aynı sistem bunu devam ettirmek isteyecektir. Sosyo ekonomik yapı değiştiğinde ise hukuk da buna eşlik edecek ve gelecek dünyayı beklentilerimizden çok farklı yerlere taşıyacaktır.
Eray Altıntaş
standardkibris.com





































































































