Tarihteki tüm büyük ekonomik krizlerin toplumlarda ciddi dönüşümlere neden olduğuna işaret eden düşünürler, koronavirüs (Covid-19) salgının yaşama alışkanlıklarından yönetim şekillerine kadar pek çok değişikliğe yol açabileceğine dikkat çekiyor. Salgının yaşam, iş yapma, seyahat etme ve alışveriş yapma biçimlerimizi kökten değiştirebileceğini söyleyen uzman ve düşünürlere göre, en önemli konu hükümetlerin yönetim şekillerini nasıl etkileyeceği.

‘Homo Deus’ ve ‘Sapiens’ gibi önemli kitapları dünyanın dört bir yanında onlarca dile çevrilen İsrailli tarihçi Prof. Yuval Noah Harari, İngiliz gazete Financial Times için ‘Koronavirüsten sonra dünya’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. Bu yazısında Harari doğru adımlar atılmazsa tüm dünyada rejimlerin otoriterleşebileceği uyarısı yapıyor.
KÜRESEL EYLEM PLANI YAPILMALI
“İnsanlık şu anda küresel bir krizle karşı karşıya. Belki de neslimizin görüp göreceği en büyük kriz” diyen Harari, gelecek bir kaç hafta içinde insanların ve hükümetlerin alacağı kararların muhtemelen yıllar süren etkileri olacağını ve yeni dünya düzenini şekillendireceğini söylüyor. Çok ciddi bir küresel işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Harari, özellikle sağlık hizmetleri ve ekonomik cephede işbirliğinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. “Eğer ülkeler sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başlarsa, sonuç kaos ve derinleşen bir kriz olur. Küresel bir eylem planına ihtiyaç var, çok hızlı bir şekilde hem de” diyen Harari’ye göre, salgın sonrasında sağlık sistemlerimiz, ekonomilerimiz, siyaset yapış şeklimiz ve kültürlerimiz bile değişebilir.
ACİL DURUM UYGULAMALARI, KRİZ SONRASINDA KALDIRILMALI
Kendi ülkesi İsrail’in 1948 Kuruluş döneminde devreye soktuğu bazı ‘geçici’ OHAL uygulamalarının hala devrede olduğuna dikkat çeken Harari, dünya genelinde acil durum için kullanılmaya başlayan bazı uygulamaların, acil durum sona erdikten sonra derhal kaldırılması gerektiğine dikkat çekiyor. “Veriye aç bazı hükümetler, koronavirüs vakası sıfıra inse bile, biyometrik takip sistemlerini kullanmaya devam etmeleri gerektiğini savunabilir. Çünkü ikinci bir koronavirüs salgını dalgasından korkuyorlar” diyen Harari, vatandaşlara mahremiyetleri ve sağlıkları arasında bir seçenek sunduğunuzda çoğunluğun sağlığı seçeceğini söylüyor.
TOTALİTER REJİM Mİ, GÜÇLÜ VATANDAŞ MI?
Harari’ye göre, alınacak kararlar iki önemli konuda bir tercih yapmayı gerektirecek. İlki totaliter gözetleme yöntemleri ya da vatandaşın katılımının güçlendirilmesi. İkincisi ise ulusalcı izolasyon politikaları ya da küresel seferberlik. Bu krizin hükümetlerin güven inşa etmesi için bir fırsat olduğuna dikkat çeken Harari, Güney Kore, Tayvan ve Singapur’u örnek gösteriyor. Bu ülkelerde gözlem ve korku yöntemleri yerine, hükümetlerin sırtını vatandaşla işbirliğine yaslıyor. “İnsanlara bilimsel olgular doğru şekilde anlatılırsa ‘Büyük Birader’ onları izlemeden de kurallara uyabilirler” diyen Harari, “İnsanlar sabun polisinden korktukları için değil, olguları anladıkları için ellerini yıkıyor” ifadelerini kullanıyor. Bu başarılı örneklerin gerçekleşmesi için halkın siyasetçilere ve medyaya güvenmesi gerektiğini belirten Harari bunun bir gecede olamayacağını da hatırlatarak “Normalde bozuk yollar bir gecede tamir edilemez. Ancak şu anda normal zamanlarda değiliz, fikirler de hızlıca değişebilir. Hükûmetler salgın sırasında bir gözlem rejimi kurmak yerine güven inşa edebilir” diyor.
KİTLESEL SOSYAL DENEYLER ARTIK MÜMKÜN
Normalde yıllar alacak bazı önemli karar süreçleri saatler kadar kısa sürelere düştü. Milyonlarca nüfusa sahip ülkeler, Harari’ye göre şu anda geniş ölçekli sosyal deneylerde kullanılacak ‘laboratuvar fareleri’ gibi. Tüm okul ve üniversiteler online’a geçerse ne olur? Normalde hükümetler, şirketler ve eğitim kurulları böyle bir deneye asla izin vermez. Fakat şimdiden ABD’den İtalya’ya ve hatta Türkiye’ye aralarında Hindistan’ın da olduğu birçok ülkede nüfusun belirli bir kesimine ya da tamamına sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı.

DOKTOR, BİLİM İNSANI VE GAZETECİLERE SEYAHAT İSTİSNASI…
Küresel bir işbirliği ihtiyacı da seyahat konusunda. Harari salgına karşı verilen savaşta seyahat engellerinin ciddi kısıtlara yol açabileceğine dikkat çekerek, “Ülkeler bu konuda bir istisna anlaşması yapmalı. Bilim insanlarının, doktorların, gazetecilerin, siyasetçilerin ve iş adamlarının uluslararası seyahatleri denetim altında devam etmeli” diyor.
KÜRESEL SAĞLIK PERSONELİ HAVUZU
Çok önemli bir önerisi daha var ünlü tarihçinin. Küresel bir sağlık personeli havuzu oluşturulması. Şu anda salgından daha az etkilenen ülkelerin salgının en kötü vurduğu bölgelere sağlık personeli gönderebileceğini belirten Harari, ilerde salgının yönü değişirse, yardımın akış yönünün de değişebileceğini belirten Harari, “Bu hem salgının en kötü vurduğu yerlere destek sağlar, hem de salgından henüz etkilenmeyen bölgelere çok önemli bir deneyim kazandırır” diyor.
BİYOMETRİK KİTLESEL GÖZLEMLER BAŞLAYABİLİR
Eğer dikkatli olmazsak hükümetlerin vatandaşlarını izlediği gözlemlerde salgının tarihi bir dönüm noktası haline geleceği konusunda uyaran Prof. Harari, “Şimdiye kadar bu gözetleme yöntemini reddeden ülkelerde de gözetleme başlayabilir, ayrıca gözetleme yöntemlerinde artık dramatik bir dönüşüm var. Nerede olduğunuzu değil, derinizin altını bile izleyebilecekler” diyor.
Salgınla mücadelede Çin ve İsrail hükümetlerinin şimdiden yeni gözlem yöntemlerini yürürlüğe soktuğuna dikkat çeken Harari, koronavirüs salgınının devletlerin neyi gözlemlediğini de değiştirdiğini belirtiyor: “Geçmişte hükûmet akıllı telefonunuzun ekranına bastığınız parmağınızın hangi linke tıkladığını bilmek istiyordu. Ancak Koronavirüs’le neye dikkat ettikleri değişti. Artık parmağınızın ısısını ve tansiyonuzu öğrenmek istiyorlar.”
Bu ne anlama geliyor? Kan basıncınıza göre ekranda gördüğünüz siyasi bir liderin konuşmasına göre değişen tansiyonunuzdan siyasi görüşünüz dahi takip edilebilir hale gelebilir. İster bir ürün, ister bir politikacı olsun, hükümet sizin neye kızdığınızı, neşelendiğinizi, sıkıldığınızı ya da heyecanlandığınızı öğrenirse, Harari’ye göre istediği yönde manipüle de edebilir. “Cambridge Analytica skandalı, biyometrik gözlemin yanında devede kulak kalır. Kuzey Kore’de vatandaşların 2030 itibariyle 24 saat boyunca biyometrik bir bileklik taktıklarını düşünebiliyor musunuz?” diyen Harari, bunun sadece acil durum için uygulanabilecek bir çözüm olduğunu ve sonrasında kesinlikle kalkması gerektiğini vurguluyor.
EVDEN ÇALIŞMA SÜREKLİ HALE GELEBİLİR
New York Merkezli danışmanlık şirketi Bain’in Makro Trendler Grubu, şirketlere yükselen trendler konusunda önemli bir uyarı daha yapıyor: Salgına ilişkin acil olarak geçilen evden çalışma formatları, sandığımızdan daha uzun süre devam edebilir. Dünya genelinde salgının yayılmasını önlemek için geçici olarak uzaktan çalışma sistemleri devreye sokuluyor. Fakat Bain’den Karen Harris “Etkin evden çalışma politikaları uygulanmaya başlandığında, muhtemelen bu yöntem kullanılmaya devam edecek” diyor. (Dünya Gazetesi)





































































































