Covid-19 salgınını tüm dünyada olduğu gibi Kıbrıs Türk toplumunda da geniş çaplı sosyo-ekonomik bir etki yarattı. Avrupa Komisyonu ise bu etkinin azaltılmasına katkı sağlayacak bir dizi yeni ekonomik önlemi uygulamaya koyacağını duyurarak, Kıbrıs’ın kuzeyine 11 milyon Euro’lu acil destek paketi hazırladığını açıkladı.
Peki Avrupa Komisyonu’nun 11 Milyon Euro’luk destek paketi açıklaması ne anlama geliyor? Bu paketten kimler yararlanabilecek? Her sektör ve her proje hibe almaya hak kazanabilecek mi? İşte merak edilen tüm bu soruları, Uluslararası İlişkiler ve AB Uzmanı Hüseyin Silman’a sorduk.
Uluslararası İlişkiler ve AB Uzmanı Hüseyin Silman’ın STANDARD Kıbrıs’tan Melek Arabacıoğlu’nun sorularına verdiği cevaplar şöyle:
STANDARD: Bu destek paketinden kimler nasıl faydalanabilir?
Hüseyin SİLMAN: Destek paketi açıklanırken hangi kesimlerin destekleneceği belirtilmiş. Buna göre, 11 milyon Euro’luk paket COVID-19 nedeniyle alınan önlemlerden olumsuz etkilenen sektörlerimiz olan mikro işletmelere ve sanayiye yönelik olacak. Ayrıca bu para yapısal iş reformlarının yapılabilmesine ve enerji verimliliği yatırımlarına ve de istihdam yaratma çabalarına destek olacak şekilde kullandırılacak. Buna göre:
- Küçük işletmelere 3 milyon Euro hibe
- Küçük ölçekli sanayiye 3,5 milyon Euro hibe
- İş ortamının iyileştirilmesi için teknik destek için Dünya Bankası aktivitelerine yönelik 1 milyon Euro katkı (burada Dünya Bankası uzmanlarının yapısal öneriler geliştirmeleri desteklenecek)
- Enerji verimliliği açısından okulların desteklenmesi – yani yerel iş gücünün sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi suretiyle beceri seviyesinin artırılması amaçlanıyor. Burada 3,6 milyon Euro ayrılmıştır. Bu kaynak okulların ve eğitimin geliştirilmesine yönelik kullanılacak. Burada genelde devlet okulları desteklenmektedir.
STANDARD: Her proje hibe almaya hak kazanabilir mi? Şartları nedir?
Hüseyin SİLMAN: Proje şartları henüz belirlenmedi. Sadece konu başlıkları ve ayrılan miktarlar belirlendi. Yukarıda listelediklerimden ilk ikisi şirketlere yönelik olacak. Üçüncüsü Dünya Bankası’nın sağlayacağı teknik desteğe aktarılacak. Sonuncusu ise okullara yönelik olacak.
Her proje hibe almayabilir. Süreç içerisinde belirlenecek şartlar ve kurallar doğrultusunda başvuran projeler değerlendirilecek ve hibe almaya hak kazanan faydalanıcılar belirlenecek. AB bu süreç için kapsamlı ve şeffaf bir değerlendirme süreci yürütüyor. Hibelerin değerlendirme aşamalarında KKTC makamları ise gözlemci olarak katılma hakkına sahiptirler.
Dünya Bankasına yönelik olan destek ise hibe programı olmamasına karşın, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durumun iyi analiz edilebilmesi ve önemli yapısal reform önceliklerinin geliştirilebilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Dünya Bankası uzmanları ülkemizde uzun yıllardır hem genel ekonomimizin hem de belirli sektörlerimizin geliştirilebilmesi için yapısal analizlerde bulunmaktadırlar.
STANDARD: Bu destek ne kadar geniş bir tabana yayılabilir?
Hüseyin SİLMAN: Yukarıda da bahsettiğim gibi bahse konu desteğin şu an hangi kesimlere yönelik olduğu belirlenmiştir. Geniş tabana yayılabilmesi elbette ki mümkündür ancak bunun için AB nezdinde sistematik aralıklarla lobi yapmak gerekmektedir. Özellikle medya sektörüne yönelik ivedi destek programları geliştirilmelidir. Buna ek olarak tarımsal üretimin geliştirilmesi, kırsal kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesi ve daha bir dizi alanda desteklerin de gündeme alınması gerekmektedir.





































































































