Türkiye’nin politikalarına bir dönem yön veren en etkili isimlerden olan eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ile eski ekonomi bakanlarından Ali babacan, “yeni” siyasi kimlikleriyle Türkiye yöneticilerine (Türk Lirası’nın çöküşü nedeniyle) ağır eleştiriler getirdi.
Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmeden önceki son Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu, “Görevimiz bir bakanı korumak değil, Türk Lirası’nı korumak” derken, Ekonomi Bakanı olduğu dönemde etkili politikalarıyla dikkat çeken Ali Babacan, Türk Lirası için 10 maddelik çözüm önerisi sundu.
GÖREV TL’Yİ KORUMAKTIR
AKP’den ayrıldıktan sonra Gelecek Partisi’nin kuran Ahmet Davutoğlu, partisinin Alanya ilçe 1’inci Olağan Kongresi’nde Genel Başkan olarak yaptığı konuşmada TL’nin değer kaybına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu’nun açıklamalarının bir kısmı şöyle:
“Dün gece yarısı bir sosyal medya kampanyasıyla neymiş, emperyalistlere karşı Hazine ve Maliye Bakanı’nı koruyacakmışız. Bizim görevimiz bir bakanı korumak değil, sizin ve bizim göreviniz Türk lirasını korumak.
Maalesef Türk lirası da düşmekte olduğu zirvelerden bir kademe daha aşağıya düştü. Ben Mayıs 2016’da Başbakanlığı devrettiği zaman dolar 2.85’ti. Şimdi 7.30’da tutmaya çalışıyorlar. 4 yılda Türk lirası yüzde 155 değer kaybetti. Seçilmiş son Başbakanı yerinden etmek için ayak oyunları çevirenlerin bu yüzde 155’lik değer kaybı nereden geldi diye hesap vermesi lazım.
Bize takdim ederken dediler ki ‘Türk ekonomisi uçacak, etkin kararlar alacağız, Merkez Bankası kontrolümüze geçecek.’ Ne oldu? 2018’ten bu yana 2 yılda Türk parası yüzde 60 değer kaybetti. Allah aşkını, Türk lirasına dünya piyasasının aksine bu değeri kaybettirenlerin Türkiye’ye yeniden itibar kazandırmaları mümkün mü? Türk lirasını bugün bu seviyeye düşürenler milli ekonomiden bahsedemezler, millete karşı bir ihanet içindedirler. Önce onlar hesap versin.”
DEVA PARTİSİ’NDEN TL İÇİN 10 MADDELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Ali Babacan’ın lideri olduğu Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Dolar/TL kurundaki tırmanışı önlemek için 10 maddelik önerilerde bulundu.
Partinin açıklamasında TL’nin gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü performansı gösteren para birimi olduğu belirtildi ve “Türk Lirası’nın yüksek değer kaybı yaşadığı ve istikrarsız olduğu dönemlerde yatırımcılar risk almak istememektedir. Bu durum, ekonomiyi yavaşlatmakta, yeni işlerin doğmasına engel olmakta ve hatta mevcut işleri azaltmaktadır. Türk Lirası’ndaki değer kaybı toplumun satın alım gücünü azaltmaktadır” dendi.
DEVA Partisi, Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların temelinde kötü yönetim olduğu ifade edip açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Güvenilir olmaktan uzak ve sadece günü kurtarmayı hedefleyen ekonomi uygulamaları, Türk Lirası’nın son yıllarda gösterdiği kötü performansta büyük rol oynamıştır. Merkez Bankası ve ekonomideki kilit kurumların bağımsız ve objektif bir anlayışla çalışmasının engellenmesi ve bu kurumların kapasitelerindeki zayıflama da bu gelişmelerde etkili olmuştur. Para politikaları kuralsız ve enflasyon hedeflemesinden uzak bir şekilde uygulanmaya başlanmış, Merkez Bankası rezervleri şeffaflıktan yoksun bir şekilde döviz piyasalarına müdahale amacıyla kullanılmıştır. Ranta ve verimsiz sektörlere dayalı büyüme modelini sürdürebilmek için kamu bankaları aracılığıyla dağıtılan kolay krediler, dolaşımdaki para miktarını ölçüsüzce artırmaktadır.”

10 MADDE
DEVA Partisi, TL’nin yitirdiği değer ve itibarın yeniden kazanılması için 10 maddelik çözüm önerilerini sıraladı:
1. DEVA Partisi olarak 17 Mart ve 18 Nisan’da açıkladığımız önerileri içeren, içsel tutarlılığa sahip, teknik kalitesi yüksek ve güven veren orta vadeli bir program katılımcı bir anlayışla hazırlanmalı ve kararlılıkla uygulanmalıdır. Bu planda iç ve dış finansman dengelerine ilişkin gerçekçi ve tutarlı bir çerçeve ortaya konulmalıdır. Planda alınan olağanüstü mali ve parasal önlemlerin orta vadede nasıl normalleştirileceğine ilişkin yol haritasına da yer verilmelidir.
2. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, elindeki tüm araçları enflasyon hedeflemesi, dalgalı kur ve serbest sermaye hareketleri anlayışına uygun, bağımsız ve etkin bir biçimde kullanmalıdır.
3. Merkez Bankası rezervlerini güçlendirecek her türlü dış finansman imkanını değerlendirme konusunda azami çaba gösterilmelidir.
4. Kamu bankaları vasıtasıyla şeffaflıktan uzak ve hedeflenen etkileri sağlamakta başarısız olan döviz müdahaleleri ivedilikle sonlandırılmalıdır.
5. Başta kamu bankaları olmak üzere tüm bankaları, fayda ve risk analizlerine dayanmadan ucuz ve kolay kredi vermeye zorlamaktan vazgeçilmelidir. Bu doğrultuda aktif rasyosu uygulamasına son verilmelidir.
6. Bütçe disiplinini sağlayacak mali kural hayata geçirilmelidir. Bütçe birliği, bütünlüğü ve disiplini yeniden tesis edilmelidir. Varlık Fonu gibi şeffaflıktan uzak uygulamalara son verilmelidir. Bunun yanında, bütçe açığının kontrolünde verimsiz kamu harcamalarının ve israfın kontrol altına alınması öncelikli olmalıdır.
7. TCMB bilançosunda yıllardır biriktirilen ihtiyati yedek akçe kalemi bütçe açığının finansmanında şeffaflıktan uzak bir biçimde kullanılmıştır. Covid-19 gibi ortaya çıkabilecek ani risklere kalkan olabilecek bu tarz tasarruflara yönelik keyfi uygulamalara bir daha başvurulmamalıdır.
8. Kamu yatırımları ve Kamu Özel Sektör İşbirliği uygulamaları şeffaflığı, katılımcılığı, yerindeliği ve etkinliği esas alan bir anlayışla yürütülmelidir.
9. TÜİK’e güçlü bir bağımsızlık kazandırılmalı ve yayınladığı istatistiklerin kalite ve güvenilirliği en üst düzeye çıkartılmalıdır.
10. Şahıs ve parti bazlı dar politik çıkarlar uğruna izlenen popülist politikalar bir kenara bırakılarak, kural ve kurum bazlı ekonomi yönetimine geçişi sağlayacak ve ekonomi yönetiminin kurumsal kapasitesini güçlendirecek düzenlemeler süratle hayata geçirilmelidir.





































































































