Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Dünya Bankası Grubu, Kıbrıs Türk ekonomisiyle ilgili ‘2022 Mali Yılı Makroekonomik İzleme Raporu’nda, Kıbrıs’ta “ekonomik entegrasyon” önerildi.
Dünya Bankası Grubu “Kıbrıs Ekonomisinin Dayanıklılığını Test Etmek” başlıklı izleme raporunun bu yılki özel konusu, “Rekabet Edebilirliği Artırmak ve Ekonomik Entegrasyonu Desteklemek” oldu. Bu çerçevede ele alına raporda, iki toplum arasında işbirliğinin artırılmasının ekonomilere sağlayacağı avantajlardan söz edildi. Sağlanacak birliktelikle ayrıca, başta hellim olmak üzere çeşitli ürünlerin üretim ve pazar bulma imkanlarının geliştirilebileceği üzerinde duruldu.
Dünya Bankası Grubu’nun 2022 yılı raporu, bir grup özel sektör ve sivil toplum temsilcisi ile gazetecinin de davetli olduğu toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı. Raporun sunumunda dikkat çekici ifadelerden biri; birçok sorunun çözümsüz kalması noktasında Kıbrıs sorununun bahane olarak kullanılması oldu.
EKONOMİDEKİ DARALMA ANLATILDI
Kuzey Kıbrıs ekonomisinin genel değerlendirmesinin de yer aldığı raporda, 2019’la birlikte ardı ardına yaşanan Covid-19 salgını, Türk Lirası’nın ciddi değer kayıpları, iklim krizi ve son olarak da Ukrayna savaşı nedeniyle Kıbrıs Türk ekonomisinin daha da daraldığı anlatıldı.
Ülkede yaşanan ekonomik krizden en fazla kadınlar ve gençlerin etkilendiği belirtilen rapora göre, 2020 yılında işini kaybedenlerin yüzde 76’sı kadınlar olurken, gençlerdeki işsizlik oranının ise Avrupa Birliği ortalamasının neredeyse üç katına çıktığı dikkati çekti.
Kıbrıs Türk ekonomisinin oldukça dayanıksız ve kırılgan olduğu tespitine de yer verilen raporda, salgın hastalık, iklimsel sorunlar ve Ukrayna krizi gibi birçok ekonomiyi olumsuz etkileyen nedenlerin yanı sıra Kıbrıs Türk ekonomisinin özellikle Türk Lirası kullanımı, enflasyon ve Türkiye ekonomisine bağımlılık nedenleriyle de giderek sıkıştığı üzerinde duruldu.
Raporda ‘Kıbrıs Türk ekonomisi ile Türkiye arasındaki yakın ekonomik ilişkinin sadece Kıbrıs Türk ekonomisinin kırılganlığını artırmakla kalmadığı, aynı zamanda Kıbrıslı Türk şirketleri Türkiye’deki şirketler karşısında da dezavantajlı duruma düşürdüğü’ de ifade edildi.
2021 yılında Türk Lirası’nda kaydedilen yüksek oranlı değer kaybının, Aralık 2021 itibariyle yıllık bazda yüzde 46.09 gibi rekor derecede yüksek bir enflasyon oranıyla sonuçlandığı üzerinde durulan raporda, ulaşım ve gıdada en yüksek enflasyon oranlarının kaydedildiği anlatıldı. Buradan hareketle ise, “Gıda enflasyonundaki önemli artış, potansiyel olarak önemli refah ve dağılım etkilerine sahip olduğundan dolayı, önemli bir endişe kaynağı oluşturuyor” yorumu yapıldı.
Ardı ardına yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle birçok kesimin zora girdiğine dikkat çekilen Dünya Bankası Grubu raporunda, başta dar gelirli ve sosyal yardıma muhtaç kesimler olmak üzere, çalışanlara ve enflasyonla mücadele veren şirketlere de kamunun destek vermesi gerektiği belirtildi.
Raporda, kriz ortamında başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere ciddi iş kayıpları yaşandığı, toplam istihdamda yüzde 20 gerileme olduğu da vurgulandı.
YAŞANAN ŞOKLAR VE EKONOMİK ENTEGRASYON
Dünya Bankası Grubu raporunda Kıbrıs Türk ekonomisinde yaşanan ‘şok’la birlikte yeni ‘fırsatlar’ doğduğuna da dikkat çekildi ve adada ‘ekonomik entegrasyonun’ önemi üzerinde duruldu.
Avrupa Birliği tarafından yakın geçmişte coğrafi tescili yapılan hellimin Kıbrıs Türk ekonomisi için son derece önemli bir fırsat kapısı açtığına işaret edilen raporda, ekonomik işbirliğinin geliştirilmesiyle harnıp ve zeytinyağı başta olmak üzere daha birçok üründe fırsatlar ortaya çıkacağı kaydedildi.
Dünya Bankası 2022 raporunda, Kıbrıslı Türk şirketlerin ve üreticilerin Kıbrıslı Rum üreticilerden öğrenmesi gerekenler olduğu gibi Kıbrıslı Rumların da Kıbrıslı Türklerden öğrenebileceği birçok sektör olduğu vurgulandı.
Raporda karşılaştırmalı olarak Kıbrıslı Türk firmaların ve Kıbrıslı Rum firmaların neler ürettiği ve bunları nasıl ve nereye pazarladığı da incelendi.
Buna göre Kıbrıslı Rum şirketler yüzde 90’ı AB ülkeleri olmak üzere çok sayıda ülkeye hem basit, hem orta ve karmaşık ürünler ihraç ediyor. Kıbrıslı Türk firmalar ise ‘sadece basit tarım ürünlerini’ ve yalnızca Türkiye, bazı Arap ülkeleri ve az sayıda AB üyesine pazarlayabiliyor.
Dünya Bankası Grubu raporunda adada ekonomik açıdan ‘güçlerin birleştirilmesi’ durumunda her iki toplumun da kazançlı çıkacağı, özellikle Kıbrıs Türk ekonomisinin ciddi bir gelişme kaydedeceği anlatıldı.
Raporun “Rekabet Edebilirliği Artırmak ve Ekonomik Entegrasyonu Desteklemek” özel konu başlığı altında ayrıca şu ifadelere de yer verildi:
“Ekonomik entegrasyonun artması birçok fırsatı beraberinde getirebilir. Ekonomik entegrasyonun artması ile birlikte hem Kıbrıs Rum hem de Kıbrıs Türk ekonomisi, ada içi ticareti ve aynı zamanda dış ticaret ortaklarıyla ticareti arttırabilir ve yeni ürünlere geçebilir. Ayrıca, sonuçta hem Kıbrıs Türk ekonomisinin hem de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sosyoekonomik ayrışmanın olumsuz etkilerinin azaltılmasından fayda görmesi mümkün olmakla birlikte, Kıbrıslı Türkler ekonomik açıdan KC’nin üretime dönük olanaklarına ve bilgi yoğunluğuna ulaşmak için önemli fırsatlara sahip olacaktır. Yapılan birçok çalışmada, ekonomik entegrasyonun siyasi istikrar, dış kırılganlığın azalması ve ekonomik kalkınma açısından her iki taraf için de fayda sağlayabileceği sonucuna ulaşılırken, ekonomik entegrasyonun gerçekte nasıl teşvik edilebileceği ve hangi fırsatların desteklenmesi gerektiği çok az tartışılmıştır.





































































































