Genel grev sonrası komiteye çekilen hayat pahalılığı tasarısında hükümet, maaşların ödenebilmesi için Haziran ayında oluşacak hayat pahalılığının yüzde 50’sinin ödenmesini, kalan kısmının ise Ocak 2027’ye ertelenmesini önerirken, sendikalar “Eksik ve yetersiz hiçbir öneriyi kabul etmeyeceğiz” tutumunu ortaya koydu. Komiteden çıkacak karara göre genel grev yeniden gündeme gelebilir.
Kıbrıs Postası’nın özel haberinde, geçtiğimiz günlerde genel grev ve eylemlere neden olan hayat pahalılığı (HP) tasarısının Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’ndan komiteye çekilmesi, süreci yeni bir aşamaya taşırken, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını daha da görünür hale getirdi. Başbakan Ünal Üstel bu adımı “geri adım” değil “ileriye doğru bir adım” olarak tanımlarken, hükümet kanadından yapılan açıklamalar maaşların sürdürülebilir şekilde ödenebilmesi, savaş kaynaklı öngörülemez enflasyonist riskler ve petrol fiyatlarındaki artış ihtimalini temel gerekçeler olarak öne çıkardı ve Haziran ayında oluşacak hayat pahalılığının yüzde 50’sinin ödenmesi, kalan kısmının ise Ocak 2027’ye ertelenmesini önerdi.
Buna karşılık sendikalar, hayat pahalılığının eksik ödenmesine yönelik her türlü yaklaşımı reddettiklerini açık şekilde ortaya koyarken, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fikri Toros sürecin samimi bir uzlaşıdan ziyade eylemleri yatıştırma amacı taşıyabileceği uyarısında bulundu. Komiteden çıkacak kararın sendikaları tatmin etmemesi halinde genel grev ve eylemlerin yeniden gündeme gelmesi ihtimali de güç kazanırken, süreç hükümet, sendikalar ve muhalefet arasında bir güç ve güven sınamasına dönüşmüş durumda.
HÜKÜMETİN KOMİTE’DEKİ GÜNDEMİ DE AÇIKLANDI: HAZİRAN’DA YÜZDE 50, KALANI OCAK 2027
Konuyla ilgili olarak Kıbrıs Postası’na konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin komitede ele alınacağını belirterek, Haziran sonunda ortaya çıkacak oran üzerinden ödeme miktarının belirleneceğini açıklamıştı.
Hasipoğlu, “Bizim konuşacağımız ana konu, Haziran’da yüzde 50 ödensin önerisidir. Hayat pahalılığı konusunda diyalog süreci hep vardı. Özellikle savaş nedeniyle öngörülemez bir süreç yaşanıyor. Ortak nokta arayışımız sürüyor” ifadelerini kullanmıştı. Bakan, söz konusu önerinin sendikalardan geldiğini de öne sürerek, komitede bu başlığın tartışılacağını ifade etmiş ve “Bir kesinti olacağı kesin, ancak daha sonra ödenmek koşuluyla” diyerek geçmişte benzer uygulamaların da yapıldığını savunmuştu.
Yine Kıbrıs Postası’na konuşan UBP Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, tasarının bölgesel gelişmeler ve özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin riskler nedeniyle gündeme getirildiğini belirtmişti. Savaşan, artan petrol fiyatları ve öngörülemeyen enflasyonist baskılar karşısında ekonomik tedbir alma ihtiyacı doğduğunu ifade ederek, “HP konusunun geniş bir kabul görmediğini gördük ve uzlaşı adımı attık” demişti.
YASEMİ ÖZTÜRK: YASA GEÇMEZSE, MAAŞLAR ÖDENEMEYECEK NOKTAYA GELİR
Maaşların ödenmesi ve yasanın zorunluluğuyla ilgili olarak yine Kıbrıs Postası’na konuşan UBP Milletvekili ve Hukuk Komitesi Başkanı Yasemin Öztürk, düzenlemenin zorunlu olduğunu belirterek, “Yasa geçmezse artık ödeyemeyeceğimiz bir noktaya geleceğiz” demişti.
Öztürk, düzenlemenin aslında “hafif” olduğunu savunarak daha sert ekonomik tedbirlerin de gündeme gelebileceğini ifade etmiş, komitede oy birliği olmasa bile oy çokluğuyla yasanın geçebileceğini düşündüğünü söylemişti.
Erhan Arıklı: UZLAŞI SAĞLANMASA DAHİ BU TASARININ GEÇMESİNDE KARARLIYIZ; MAAŞLARIN ÖDENEBİLMESİ İÇİN TASARININ GEÇMESİ LAZIM
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı da Kıbrıs Postası ekranlarında tasarının maaş ödemeleri açısından zorunlu olduğunu vurgulamıştı. Arıklı, aylık kamu gider yükünün yaklaşık 12 milyar TL’ye ulaştığını, gelirlerin ise 9 milyar TL civarında kaldığını belirterek, her ay açık veren bir ekonomik yapı içinde bu düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu ifade etmişti.
Söz konusu tasarının elzem olduğunu ve uzlaşıyla geçirilmesini istediklerini de belirtmiş olan Arıklı, uzlaşı sağlanamasa dahi maaşların ödenebilmesi için tasarının geçmesi gerektiğini ifade etmişti.
AHMET SERDAROĞLU: HAYAT PAHALILIĞNA İLİŞKİN EKSİK VE YETERSİZ HİÇBİR ÖNERİYİ KABUL ETMEDİK, ETMEYECEĞİZ
Öte yandan dün Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş Federasyonu) ve Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Kıbrıs Postası’na konuşan Oğuzhan Hasipoğlu’nun kamuoyuna yansıyan açıklamalarına ilişkin yazılı bir basın bildirisi yayımlamıştı.
Serdaroğlu ilgili açıklama, yüzde 50 ödeme önerisinin sendikalardan geldiği iddiasını reddederek, “Hayat pahalılığına ilişkin eksik ve yetersiz hiçbir öneriyi kabul etmedik, etmeyeceğiz” ifadelerini kullanmıştı. Geçmişte benzer erteleme ve kısmi ödeme girişimlerine de karşı çıktıklarını belirten Serdaroğlu, “Daha uzlaşı masası kurulmadan böyle bir iddianın ortaya atılması kabul edilemez” ifadelerini de kullandı.
TOROS’UN ŞÜPHESİ DOĞRU OLABİLİR Mİ: HÜKÜMETİN HP TASARISINI KOMİTEYE ÇEKMESİNİN, EYLEMLERİ YATIŞTIRMA AMACI TAŞIDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM
Hükümetin önerisi ve sendikaların hükümetin önerilerine karşın bu yönde tepki vermesi üzerine Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fikri Toros’un Kıbrıs Postası ekranlarında söyledikleri yeniden şüphe uyandırdı.
Toros, hükümetin bu adımı samimi bir uzlaşı arayışından ziyade eylemleri yatıştırma amacıyla atmış olabileceğini savunmuş, süreçte yeterli ekonomik analiz yapılmadığını ve belirsizliklerin devam ettiğini dile getirmişti.
Hayat pahalılığı düzenlemesinin nasıl uygulanacağı, ne kadar tasarruf sağlanacağı ve çalışanların ne kadar kayıp yaşayacağına ilişkin net verilerin ortaya konulmadığını belirten Toros, hükümete yönelik eleştirilerini sürdürmüştü.
GENEL GREV YENİDEN GÜNDEME GELEBİLİR: HÜKÜMET UZLAŞI ÇAĞRISI YAPSA DA, MAAŞLARIN ÖDENMESİ İÇİN YASANIN ZORUNLULUĞUNA İŞARET EDİYOR
Komiteden çıkacak kararın sendikaları tatmin etmemesi halinde, genel grev ve eylemlerin yeniden gündeme gelmesi ihtimali de güçlü şekilde ortada bulunuyor. Hükümet kanadı her ne kadar uzlaşı çağrısı yapsa da, özellikle maaşların ödenebilmesi için bu yasanın geçirilmesinin zorunlu olduğu yönündeki vurgusunu sürdürüyor.
Buna karşılık sendikalar geri adım atmayacaklarını açık şekilde ortaya koyarken, muhalefet de sürecin yeterli ekonomik analizden yoksun olduğunu savunuyor. Tüm tarafların pozisyonlarını koruduğu bu tabloda, komiteden çıkacak kararın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal sonuçlar doğurması bekleniyor.





































































































