KKTC Başbakanı ve Ulusal Birlik Partisi’nin Genel Başkanı Ersin Tatar’ın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da birlikte açıkladığı “Maraş’ın açılması” (Maraş sahilinin bir bölümü) kararı, Türkiyeli müteahhitlerin ağzını sulandırdı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde UBP adayı da olan Ersin Tatar’ın bugün seçim yasaklarına rağmen Maraş’ın bir bölümünü düzenlenecek bir etkinlikle açma hazırlıkları yaptığı bildirildi. Ancak, Yüksek Seçim Kurulu törenin yapılamayacağını, yasalara aykırı olduğunu duyurdu. Bu yasal uyarıya rağmen atılacak adım merak konusu oldu.
Türkiye basını, kamuoyunu yanıltacak şekilde, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1974’ten beri kapalı olan ‘hayalet kent’ Maraş’ı bugün yerleşime ve imara açarak, ‘turizmin başkenti’ haline getirmeye hazırlanıyor” mealinde haberler yayarken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de Maraş gündemiyle toplanmaya hazırlanıyor.
BM GÜVENLİK KONSEYİ YARIN TOPLANACAK
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi BMGK, Cuma günü KKTC’nin kapalı Maraş kararını kapalı oturumda ele alacak. Toplantının yerel saat ile 15.00’da yapılması bekleniyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kapalı Maraş’ın açılması kararından endişe duyulduğunu belirterek, “Ada’da gerginliği artıracak, diyalog ve müzakerelerin başarılı olmasına gölge düşürecek tek taraflı eylemlerden kaçınılması” çağrısı yapmıştı.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise BM’nin ilgili Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda kapalı Maraş konusundaki pozisyonunun değişmediğini söylemişti.
BM Güvenlik Konseyi’nin Türkiye’yi uluslararası hukuka, antlaşmalara ve BM kararlarına uyması konusunda sert bir şekilde uyararak, yaptırım tehdidinde bulunması bekleniyor.
TÜRKİYELİ MÜTEAHHİTLER ELLERİNİ OVUŞTURUYOR
Bugün 46 yıldır kapalı olan Maraş’ın “sahil şeridinden bir parçayı” açma çalışmaları, Türkiyeli müteahhitlere “Maraş imara açılıyor” heyecanı verdi.
Türkiye’nin önde gelen müteahhitlik firmaları da bölgedeki binaların dönüşümünde yer almaya hazır olduklarını açıklarken, yetkili adres olarak gördükleri Türkiye’nin kararını bekledikleri vurgulandı.
DURBAKAYIM: DEVLETİMİZ İSTERSE HAZIRIZ
Dünya Gazetesi’nde yer alan bir habere göre ise konuyla ilgili konuşan Teknik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, şirket olarak Maraş bölgesiyle ilgili yapılacak ihalelere katılmaya hazır olduklarını söyledi.
“Bölgede yapılacak yatırımlarla uluslararası standartlarda projeler yapılacak. Maraş ve Kıbrıs’ın çehresi değişecek” diyen Durbakayım, “Çalışmalarda mevcudu koruyarak eskiye dönük otellerde yenileme yapılabilir” dedi. Ancak şu ana kadar henüz resmi olarak bir çalışmanın başlamadığını kaydeden Durbakayım, “Devletimiz de isterse mesleğimiz gereği Maraş bölgesinin yeniden turizme açılmasında yer almak isteriz” diye konuştu.
Sinpaş Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Çelik de, “Devletimiz burayı açarsa biz de ilgilenebiliriz. Çünkü burası Akdeniz’in en güzel bölgelerinden bir tanesi. Birçok yatırımcı gibi biz de yatırımı düşünüyoruz” dedi.
DEİK: OTELLERİN ÇOĞU İNGİLİZ ŞİRKETLERİN
Bu arada, DEİK Türkiye-KKTC İş Konseyi Başkanı Nazım Hikmet ise Maraş’taki otellerin büyük çoğunluğunun İngiliz şirketlerine ait olduğuna dikkat çekti.
Nazım Hikmet, yatırımcının gelmesi için bölgedeki siyasi, hukuki ve ekonomik çalışmaların tamamlanması gerektiğini söyledi.
“Henüz bölgenin hukuki durumu nedir, bölge ekonomik olarak nasıl ele alınacak konusunda bir gelişme yaşanmadı” diyen Hikmet, “Bu da konunun siyasi bir manevra olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
Hükümetin bu konuda ciddi olarak yol alması için öncelikle bölgede bir envanter çalışması yapması gerektiğini aktaran Hikmet, “Ancak bölge askeri alan olduğu için bir envanter çalışması yapılamadı. Benim gördüğüm kadarıyla siyasilerin elinde de hangi sokakta hangi ev, restoran ve 1974’te hangi oteller vardı konusunda bir envanter yok. Bu otellerin çoğunun sahibi İngiltere’de bulunan şirketler. Dolayısıyla öncelikle bir envanterin oluşturulması gerekir” diye konuştu.
“VAKIF MALLARININ HUKUKİ STATÜSÜ…”
Ayrıca Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nin elinde Osmanlı’dan kalan bazı tapular olduğunu, bunların hukuki geçerliliğinin araştırılması gerektiğini belirten Hikmet, “Eğer Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye’den yatırımcı çekmek istiyorsa bunun hukuki boyutunu netleştirmesi lazım. Örneğin Kıbrıs’taki duruma benzer bir örnek Portekiz’de yaşandı. Orada çok eski dönemlerden kalan evler vardı. Portekiz hükümeti bu evleri 50 ile 100 yıllığına kiralama yoluna gitti. Böylece yatırımcıyı çekmeyi başardı” diye konuştu. Hazırlık yapmadan açılması halinde sonucun fiyasko olacağını aktaran Hikmet, burada uygulanacak modelin de netleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Hikmet, tüm altyapı çalışmaları bittikten sonra şirketlerin çağrılması gerektiğini kaydetti.





































































































