Türk Lirası’nın hızlı değer kaybı bugün de devam ediyor. Dövizler dört gün içinde TL karşısında %5 oranından fazla değer kazandı.
Uzmanlar, bir yıl içinde politika faizini %24’ten %8.25’e kadar indiren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın belirlediği faizin reel değerinin %-4’e kadar düştüğüne dikkat çekerken, faiz artırımı şart diyor.
TCMB geçen ayın sonunda yayınladığı Temmuz enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon tahminini %7.4’den % 8.9’a yükseltmesine rağmen, belirlenen faizin bu tahminin altında kaldığını görmezlikten geldi.
Bir aylık suskunluk döneminin ardından Temmuz sonunda dar bandı kıran dolar/TL, Kurban Bayramı sonrasında hareketlenerek haftanın son işlem gününde 7.31’li değerleri gördü. Kur, saat 10.16’da 7.3140 ile rekor tazeledi.
Saat 13.30 itibarıyla dış piyasalarda dolar/TL düne göre %0.80 artışla 7.29-7.30 bandında, Euro/TL %0.30 artışla 8.61-8.62 bandında, sterlin/TL de %0.20 artışla 9.53-9.54 bandında işlem görüyordu.
KKTC piyasasında ise dolar ve Euro tarihin en yüksek seviyesinden satılıyor. Saat 13.40 itibarıyla dolar 7.40’ın üzerinde, Euro 8.75’in üzerinde, sterlin de 9.69’un üzerinde satılıyordu.
Kurda yaşanan sert yükselişin ardından dün, TCMB’den oldukça yetersiz ve piyasadaki paniği durduramayacak kısa bir açıklama geldi. Piyasada oluşan fiyat gelişmelerin yakın takip edildiği belirtilen TCMB açıklamasında, “araçlar oynaklığın azaltılması doğrultusunda kullanılacak” denildi.
TL‘Yİ ZAYIFLATAN ETKENLER
Küresel salgının yarattığı belirsizlikler birçok ülke ekonomisini olumsuz etkilerken Türkiye’nin de enflasyon, cari açık, turizm sektörünün tam anlamıyla sezona başlayamaması, ihracatın sekteye uğraması gibi unsurları bir arada bulundurduğu ve bunların risk unsuru taşıdığı belirtiliyor.
Bununla birlikte kurda döviz rezervleri ile ilgili endişeler, enflasyonun gidişatı, düşük mevduat faizleri karşısında negatif reel faiz gibi etkenler yükselişlerin hız kazanmasına neden oldu. Analistlere göre swap faizleri de eski seviyesine indikten sonra TL’nin değer kaybı hızlandı.
EKONOMİSTLER NASIL YORUMLADI?
TUĞRUL BELLİ: FAİZ ARTIŞI KAÇINILMAZ…
Dünya Gazetesi’nden Hüseyin Koyuncuoğlu’nun haberine göre Dünya yazarı Tuğrul Belli’nin konuyla ilgili yorumu şöyle:
Son dönemde gelişmekte olan para birimlerinde ciddi bir baskı var ancak TL fazlasıyla negatif ayrışmış durumda. Dolarda ne kadar büyük bir taleple karşı karşıyayız bundan emin değilim. Rezervler açısından ele alındığında artık kullanılan her dolar önemli. Ancak döviz kurlarında içinde bulunduğumuz yükseliş sürecinde MB’nin ve kamu bankalarının ipin ucunu bıraktıklarını düşünüyorum. Bir süredir konuşulan devalüasyona müsaade ediliyor olabilir.
Bilindiği üzere TL için yapılan birçok analizde denge kurunun 7.5 lira seviyelerinde olduğu vurgulanıyor. Aksi halde, TL üzerinde baskı yaratacak unsurlar eskisi kadar fazla değil. Cari açığı bir kenara koyduğumuzda finans hesaplarından bir baskı artık söz konusu olamaz. Çünkü yabancıların satacağı çok da fazla bir şey kalmadı.
Dünyadaki en yüksek negatif reel faiz veren para birimi durumunda. Enflasyonda da istenilen ölçüde bir düşüş olmayacağı düşünüldüğünde TL için ödenen faizin artık çok düşük kaldığı ortada.
Kurları ve piyasaları rahatlatabilmek adına TL faizlerde ciddi bir ayarlama yapılması gerekiyor. Faiz kaçınılmaz ancak bir diğer önemli husus da nasıl yapılacağı…
İlk aşamada 50 baz puanlık artış ve verilecek güçlü mesajlar şeklinde olabilir ya da faizler indirilirken yapıldığı gibi tek hamlede 250 baz puan civarı bir artış yapılması tercih edilebilir.
Faiz artışı dışında kredilerin ciddi bir şekilde yavaşlatılmasını sağlayacak adımlar da gündeme getirilmeli. Bankaları kredi vermeye teşvik eden aktif rasyo uygulamasının yeniden düzenlenmesi bunlardan bir olabilir.
İŞ YATIRIM/SERHAT GÜRLEYEN: GECİKTİKÇE…
Sorunun tek kelimelik cevabı var aslında; Faiz artışı. Bu hamle geciktikçe faizlerin daha fazla artırılması gerekecektir.
Kura saldırının iki nedeni var. Birincisi aşırı genişleyici politikalar ve aktif rasyosu. Bunlar, dünya ekonomileri küçülürken Türkiye ekonomisinin daha az küçülmesine hatta belki de küçülmemeye teşvik ediyor. Bu nedenle de cari açığımız bozuluyor.
Kura saldırıda ikinci gerekçe ise düşük faiz ortamı. Düşük faizler ve finansal baskılama, portföy tercihlerini değiştirerek finans hesabında bozulmaya ve rezerv kaybına sebep oluyor. Her iki gerekçe de rezerv kaybına neden olurken içerdeki yatırımcıların davranışlarını daha da agresfleştiriyor. Tüm bu sorunlara çözüm olarak, genişleyici politikalardan vazgeçildiğine dair işaret verilerek politikaların normalleştirilmesi ve faizlerin artırılması gerekiyor.
ALNUS YATIRIM/SONER KURU: FAİZ ARTIŞI…
Merkez Bankası’nın 29 Temmuz’da gerçekleştirilen enflasyon toplantısında enflasyon beklentileri yukarı yönde revize edilmiş olmasına rağmen para politikaları noktasında sıkılaşma yönünde bir cevap verilmemiş olması piyasanın kurda yukarı hareket beklemesine sebep oldu. Mevcut enflasyon ve faiz dengesi kur üzerinde baskı oluşturuyor. Hareketin normalleşmesi için merkez bankasının faiz arttırması ya da TL‘yi sıkılaştırıcı hamleler yapması gerekiyor.
TERA YATIRIM/MEHMET B. BİRCAN: TEK ARAÇ
Kur tarafında başlayan yukarı yönlü hareketin yeni haftada Londra swap piyasasında yaşanan TL sıkışıklığı sonrasında daha da arttığını görmekteyiz. TL‘deki sert değer kaybıyla Dolar/TL ve Euro/TL kendi rekorunu tazeledi. Enflasyonun artmaya devam ettiği böyle bir ortamda kurdaki ateşin sönmesini sağlayacak tek aracın faiz artırımı olduğu görülüyor. Ancak makroekonomik yapının hala bozuk olduğu dikkate alındığında faiz artırımının da etkisinin kısa süreli olacağını, bu sebeple bir an önce yapısal reformlara ağırlık verilmesi gerektiğini hatırlamalıyız.





































































































