Yılın 200 gününü evden uzakta, Avrupa Ülkelerinde çalışarak geçiren bir turizmciye, 1 sene ofise gitmeyeceksin, uçağa binmeyeceksin hatta evden çıkmayacaksın deseler; insan, ya bir kaza geçirip, yatağa bağımlı yasayacağını, ya da bir savaş ortamı olacağını ve sınırların kapalı olacağını düşünürdü herhalde. Bana deseler ben bunları da düşünmez gülüp geçerdim…
İste her şey mart ayında bu kabullenmemeyle başladı. Beynim bir türlü bir virüsten dolayı, tüm halkların eş zamanlı olarak, evlere kapanmasını, hükümetlerin eş zamanlı olarak aynı refleksleri göstermesini doğrulamıyordu. İçimi rahatsız eden, bugüne kadar ki deneyimlerime uymayan bir şeyler vardı.
Bir gün bile kesintiye uğramayan ve üniversite yıllarına dayanan 28 yıllık aktif iş hayatım bir anda duvara toslamıştı. Gidecek hiçbir yer, işim ile ilgili yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Yerli ve yabancı tüm meslektaşlarım, dünyanın farklı yerlerinde aynı şaşkınlığı ve paniği yaşıyorlardı. İşleriyle alakalı olarak bir yandan kapanmanın getirdiği idari ve ekonomik problemleri çözmeye çalışıp bir yandan da önlerindeki belirsizliğin boyutunu ölçmeye çalışıyorlardı.
İnsanların birbirlerine destek olabilmek adına, birlikte geçirilen güzel anıların fotoğraflarını paylaşmaktan ve bugünlerde geçecek diyebilmelerinden öte yapabilecekleri bir şey yoktu. Peki ben ne yapacaktım; 46 yıllık hiç de kotu geçmeyen bir yaşamın beni getirdiği noktada; kucağımda 6 aylık yeni doğmuş bebeğim, kendi ülkesinin sınırlarının çok ötesinde kalmış bir esim ve borçlarım ile nasıl bir yol izlemem ve mücadele vermem gerekirdi.
Mart ayini bu gel gitler içinde geçirdiğim günlerden birinde; tam da eskilerin “kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş” lafını destekler nitelikte; instagram da bir borsa şirketinin yayınladığı grafiğe bakar buldum kendimi:
Grafikteki rakamlara göre; 1 Temmuz 2013 ten bu yana her gün 100 (yüz) TL lik BTC (Bitcoin) almış olsaydık, 1 Mart 2020 yılına geldiğimizde cebimizden 8.200 TL çıkmış olacaktı ve bunun karşılığında 5,96 BTC’ miz olacaktı.
İlk etapta 8.200 TL lik rakamın, son zamanlarda Euro ve USD karşısında perişan halde olan Türk lirası bazında, ne kadar anlamsız olduğunu düşündüm. Fakat hemen yan taraftaki sütunda 5,96 BTC nin 53.815 TL ye denk geldiği bilgisi biranda beynimde bir mekanizmayı tetikledi. Masanın üzerinde duran hesap makinesi ile gayri ihtiyari deli gibi hesaplar yapmaya başladım. O zamanki dolar kuru ile 8.200 USD‘a denk geliyordu bu para. Sadece ayda 100 TL… Biraz daha cesaretli davranıp acaba 200 TL lik BTC alsaydım ki sadece haftada 1 kez dışarıda yediğim yemekten feragat ederdim, bu para 16.000 USD oluyordu. Otomatik olarak 300, 400, 500 TL gibi alternatifleri hızlı hızlı hesapladım. Aman Allah ‘im neler kaçırmıştım.
Ya her ay bireysel emeklilik sigorta (BES) planıma ödediğim %25 devlet katkılı birikimim… Deli gibi sigorta şirketinin web sayfasına girip o ana kadar birikmiş olan ve kafamdaki rakamı bir kez daha teyit etmek istedim. %25 ilave devlet katkısı avantajından dolayı, BES’e 5 sene önce, yüksek bir baremden para yatırmaya başlamıştım. Tek dileğim BES birikimimin, karşımda duran BTC rakamına yenildiğini görmekti ama maalesef. BES birikimim cebimden çıkmayan %25 devlet katkısına rağmen bir tik ilerideydi ama BTC nin fiyat artış grafiğini orantılı olarak ileriye taşıdığımda BES’imin yenik düştüğünü görüyordum.
Peki bir garantisi var mıydı bu BTC’nin? Ne de olsa BES’i devlette desteklemiş ve bana %25 ilave yatırım yapmıştı. Ya BTC fiyatı önümüzdeki sene düşerse? Paramin ne kadarını kaybederdim acaba? İnsan beyninin her olaya karşı olan şüpheci ve temkin kar yaklaşımı bu kadar bilinmeyeni içinde barındıran BTC konusunda hat safhaya çıkıyordu. Ancak önümde duran 7 yıllık grafik daha ilk bastan kaybetme ve azalma kavramlarını çürütüyordu.
Ben 2013 yılında bırakın ayda 100 TL’yi, 7 yılda yatırmış olacağım 8.200 TL’yi toplu olarak USD a cevirse idim, 4.823 USD elde edecektim. 8 sene bunu USD bazında faizde tutsam, kaba bir hesap ile 6.000- 7.000 USD arasında bir param olacaktı. Yani BTC nin geldiği nokta benim paramı döviz bazında da korumuştu.
Nasıl olurda bugüne kadar bunu görememiştim. Ben ki ilk Bitcoin’imi deneme amaçlı bundan 4 sene önce almış ve zarar etmeyerek satmıştım. Neden bu konu ile ilgilenmeye devam etmemiştim. Şimdi tren kaçmış mıydı acaba? İlk duraktan binsem beni ne kadar uzağa götürebilirdi?





































































































