Daha önce zamanın paradan daha önemli olabileceğini düşünemeyecek kadar yoğun bir iş hayatım vardı. İş hayatının tamamen bitip eve kapandığım gün anladım. Asıl zenginliğin TL/€/£ bazında değil de, dakikalar ve saatler ile ölçülmesi gerektiğini.
Eşim gibi bir çok insan kendilerine sınırlar çizilmeden ve 24 saatleri bir düzen içerisinde pay edilip önlerine sunulmadan yaşayamıyorlar, halbuki o 24 saati insanın kendisinin kontrol edebiliyor olması ve bunun zevkine varması büyük bir ZENGİNLİK.
İşte bana pandemi vasıtasıyla sunulmuş olan bu zenginliğin farkına varır varmaz, günümün büyük bir bölümünü, BLOCK CHAIN (blok zincir) teknolojisi ve üzerine kurulmuş olan DEFI (merkeziyetsiz finans) sistemi ve KRIPTO PARALAR konusunda araştırmalar yapmaya ayırdım.

İnternet ve sosyal medyada, dünyanın bir çok ülkesinde yasayan insanların bu konu hakkında paylaştıkları bilgiler ve fikirler ile karşılaştıkça, bizim ülkemizde ve Türkiye de bu konunun farkındalığının ne kadar düşük olduğunu hayretle gözlemledim. Hızlıca yabancı kaynaklı bir çok youtube kanalına üye olarak; hem pandeminin genel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini, farklı sektörler bazında takip etmeye başlayıp, hem de kripto paralar ile ilgili yayınlanmış olan bir çok videoyu ve dokümanı inceleme fırsatı buldum.
Okuduğum her kaynakta ve izlediğim her videoda, içinde yasadığımız dünyanın nasıl merkeziyetçi bir yapıya sahip olduğunu, bunun aksine; block chain teknolojisinin, bize nasıl merkeziyetiz bir yeni dünya düzeni olabileceğini vadettiğini görüyordum.
Bizim Türk toplumunda, birbirinden tamamen farklı olan “block chain” ve “kripto para sistemi”nin yeteri kadar anlaşılamadığını ve iki kavramın anlaşılamamış olmasından dolay, insanlarda kafa karışıklığına yol açtığını fark etmem çok kısa surdu. Aslında İngilizce dokümanlarda bu konu çok basit şekillerde anlatılıyordu ama herkesin benim kadar bu kaynakları araştıracak zamanı ve ilgi odağı olmamasından dolay, toplumun yeteri kadar bilgi sahibi olmaması büyük bir problemdi ve bir adim sonrasında kurulacak olan yeni dünya düzeninde, her alanda karsımıza çıkacak olan bir konuyu, yine biz dünyanın gerisinde kalmış bir şekilde kucağımızda bulacaktık. Sistemin içerisinde oyun kurucu olarak değil, bize dayatılanı bilinçsizce kabul eder bir konumda olacaktık.





































































































